Göztepe, ligin ilk altı haftasında yalnızca üç puan toplayarak beklentilerin oldukça uzağında kaldı. Sezona dair umutların yerini soru işaretlerine bıraktığı bu dönemin arkasında tek bir sorumlu aramak mümkün değil. Yönetim, teknik direktör, oyuncu performansları ve kadro planlaması, yaşanan hayal kırıklığının farklı parçalarını oluşturuyor.
Bu paydaşların sorumluluk oranları elbette tartışılabilir ve değişebilir. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Göztepe’nin hem saha içinde hem de saha dışında geliştirmesi gereken önemli noktalar bulunuyor.
Bu yazıda yönetimden teknik direktöre, kadro derinliğinden bireysel performanslara kadar Göztepe’nin geride kalan altı haftasını değerlendireceğiz.

Yönetim: Ya Atan olmuyor Ya Tutan
Göztepe yönetimi, geçtiğimiz sezonun yaz transfer döneminde olduğu gibi bu sezon da transfer planlaması açısından eleştirilmeyi hak eden bir tablo ortaya koydu.
Sezona hızlı bir giriş yapıldı. Özellikle hücum hattında, geçtiğimiz sezondan devam eden bazı eksikliklerin giderilmesi adına önemli hamleler gerçekleştirildi. Bu açıdan bakıldığında yönetimin yaptığı transferlerin belirli ihtiyaçlara karşılık verdiğini söylemek mümkün. Ancak bu kez sorun savunma tarafında.
Ancak asıl soru şu: Takımdan ayrılan oyuncuların yerleri yeterli kalite ve sayıda doldurulabildi mi?
Futbolda oyuncu değişimleri kaçınılmazdır. Her sezon farklı nedenlerle kadrodan ayrılan oyuncuların yerine yeni isimler getirilmesi gerekir. Buradaki temel mesele, bu değişimlerin takımın genel seviyesini koruyacak, hatta yukarı taşıyacak şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir.
Göztepe’nin mevcut kadrosuna baktığımızda bu konuda önemli soru işaretleri bulunuyor.
Özellikle kaleci transferi, başlı başına incelenmesi gereken bir konu. Kaleci tercihi, Göztepe’nin sezon başlangıcında yaşadığı sorunların merkezinde yer alıyor.
Transfer edilen kalecinin ortaya koyduğu performans, takımın genel sonuçlarını doğrudan etkiledi. Kötü performanslara rağmen forma giymeye devam etmesi, tribünlerle yaşanan sorunların ardından değişikliğe gidilmesi, yönetim ve teknik heyet açısından sorgulanması gereken bir süreç ortaya çıkardı.
Bir kaleciye teklif yapıldıktan sonra kulübü satmıyor olabilir, ama ülkedeki en potansiyel kalecilerden biriyle ilgilenip, kulübü satmayınca ilk 11 kaleciğini uzun süre önce bırakmış bir kaleciyi takıma getirmek nasıl bir planlama? Kaleci transferinde ilk istenen oyuncuyu tavan olarak baz alırsak tavan ile taban arasında bu kadar fark olması normal değil. Eğer İstediğin kaleci olmadıysa yine aynı kalitede kaleci aramaya devam edersin.
Burada mesele yalnızca bir kalecinin performansı değil. Mesele, hedefleri olan bir takımın en kritik mevkilerinden birinde nasıl bir planlama yapıldığı.
Göztepe’nin geride kalan altı maçındaki kaleci performanslarını rakiplerinin kaleci performanslarıyla değiştirdiğimizi düşünelim. Bu bir varsayım elbette. Ancak Göztepe’nin bu durumda mevcut üç puanından çok daha fazlasını toplaması, hatta üst sıralarda olması mümkündü.
Takımın saha içi performansını değerlendirirken teknik direktörü, oyuncuları ve oyun planını eleştirmek gerekiyor. Fakat kaleci performansının sonuçlar üzerindeki etkisini görmezden gelmek mümkün değil.
Bu nedenle mevcut puan tablosunda Göztepe’nin yaşadığı sorunların en önemli sorumluluklarından birincisi yönetimin transfer planlaması.
Stoilov: Başarılı Geçmişin Ardından…

Göztepe’de yönetimin ardından sorumluluk sıralamasında öne çıkan isim, hiç şüphesiz Stanislav Stoilov.
Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor: Stoilov, yaklaşık iki buçuk yıldır Göztepe’ye önemli katkılar sağlayan bir teknik direktör. Takımın yeniden yapılanmasında, oyun kimliğinin oluşmasında ve kulübün rekabetçi bir seviyeye gelmesinde önemli bir rol üstlendi.
Bu nedenle bugün yaşanan sorunlar üzerinden Stoilov’un Göztepe’deki geçmişini yok saymak doğru olmaz.
Ancak geçmişteki başarılar, bugünkü sorunların tartışılmasına engel de değil.
Göztepe’nin son 20 maçta yalnızca üç galibiyet alabildiği bir süreçten bahsediyoruz. Bu tablo, yalnızca bu sezonun ilk altı haftasıyla açıklanabilecek bir durum değil. Geçtiğimiz sezonun kötü bitişiyle birlikte değerlendirildiğinde, daha uzun süredir devam eden bir gerileme eğilimi ortaya çıkıyor.
Son Alanyaspor ve Rizespor maçlarında takımın ilk dört haftaya kıyasla oyun anlamında toparlandığı söylenebilir. Göztepe’nin saha içerisindeki görüntüsü önceki haftalara göre daha olumlu sinyaller verdi. Ancak bu gelişim, takımın temel sorunlarını ortadan kaldırmış değil.
Göztepe’nin en büyük problemlerinden biri, maçları koparamadığı anlarda ortaya çıkan kırılganlık.
Takım, rakibine karşı üstünlük kurduğu, pozisyonlar ürettiği ve skoru artırma fırsatları yakaladığı anlarda bu avantajı korumakta zorlanıyor. Birkaç gol fırsatının değerlendirilememesiyle birlikte rakibe verilen tek bir pozisyon, maçın bütün dengesini değiştirebiliyor.
Üstelik kaleye gelen her topun ciddi bir tehlikeye dönüşmesi, bu kırılganlığı daha da belirgin hale getiriyor. Kaleci sorunu da burada yeniden karşımıza çıkıyor.
Stoilov, sakat oyuncuların takıma dönmesiyle birlikte Göztepe’nin yeniden yükselişe geçeceğini ifade ediyor. Bu düşüncenin futbol açısından karşılığı var. Sakatlıklar nedeniyle önemli oyuncularından yararlanamayan bir takımın, eksiklerini tamamlamasıyla birlikte daha güçlü bir görüntü ortaya koyması mümkün.
Ancak burada teknik heyete ve yönetime yöneltilmesi gereken başka bir soru bulunuyor:
Eğer takımın yeniden yükselişe geçmesi büyük ölçüde sakat oyuncuların dönüşüne bağlıysa, mevcut yedek oyuncuların yeterliliği ne durumda?
Yedek oyuncuların temel görevi yalnızca ilk 11’deki oyuncular sakatlandığında formayı doldurmak değildir. Onların aynı zamanda forma rekabeti oluşturması, ilk 11 oyuncularının performansını yukarı çekmesi ve gerektiğinde takımın seviyesini koruması gerekir.
Yedek kulübesindeki oyuncuların yalnızca kadroyu tamamlamak amacıyla orada bulunması, uzun vadede yeterli bir kadro planlaması anlamına gelmez.
Göztepe’nin yaşadığı sakatlık yoğunluğu düşünüldüğünde bu konu daha da önem kazanıyor. Takımda çok sayıda sakat oyuncunun bulunduğu bir dönemde, yedek oyuncuların beklenen katkıyı sağlayamaması ciddi bir kadro derinliği sorunu yaratıyor.
Dolayısıyla Stoilov’un sakatlıkların ardından takımın değişeceğine ilişkin açıklamalarını yalnızca oyuncuların dönüşü üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Bu açıklamalar, aynı zamanda mevcut rotasyonun yeterliliği konusunda da soru işaretleri doğuruyor.
Göztepe’nin yalnızca ilk 11’ini değil, yedek kulübesini de güçlendirmesi gerekiyor.
Bireysel Performanslar:
Takımın genel performansını değerlendirirken bireysel oyuncu performanslarına da ayrı bir başlık açmak gerekiyor. Çünkü Göztepe’nin yaşadığı sorunlar yalnızca oyun planı veya kadro mühendisliğiyle sınırlı değil.
Bazı oyuncuların kendi potansiyellerinin gerisinde kalması, takımın genel seviyesini doğrudan etkiliyor.
Arda Özçimen: Beklenen Performanstan Uzak
Arda Özçimen, uzun yıllardır Göztepe bünyesinde bulunan ve bir gün takımın birinci kalecisi olma hedefi taşıyan bir oyuncu.
Altyapıdan yetişen bir kalecinin Göztepe kalesini uzun yıllar koruması, taraftar açısından da özel bir anlam taşıyor. Bu nedenle Arda’nın kaleyi devralması, birçok Göztepe taraftarı için gurur verici bir gelişme olabilirdi.
Ancak kaleyi devralmasının ardından ortaya koyduğu performans, beklenen güveni henüz oluşturabilmiş değil.
Arda artık genç bir kaleci olarak değerlendirilebilecek ilk döneminde değil. Geçtiğimiz sezon Bandırmaspor’da önemli sayılabilecek süreler aldı.
Göztepe’de kaleyi devraldığı dönemde daha özgüvenli, daha istikrarlı ve takıma güven veren bir performans göstermesi gerekiyor. Fakat mevcut görüntü, kaleci transferinin devre arasında yeniden gündeme gelmesini kaçınılmaz hale getiriyor.
Göztepe’nin devre arasında birinci kaleci transferini değerlendirmesi gereken bir noktada olduğu açık.
Arda Okan: Takımın Yıldızı
Arda Okan, Göztepe’ye geldiği günden beri sahaya performans ve karakter koyan bir oyuncu. Sadece kendi gelişimine ve takıma katkı yapmaya odaklı bir şekilde devam ediyor.
Milli Takım konusunda Montella hakkını yemeye devam ediyor ancak Arda Okan gerçeğinden kaçamayacak ve o formayı Arda Okan’a teslim etmek zorunda kalacaklar.
O günler çok uzak değil.
Taha Altıkardeş: Potansiyelinden Uzaklaşan Bir Performans
Taha Altıkardeş, Göztepe’ye geldiği dönemde benim açımdan Avrupa’ya transfer yapabilecek potansiyele sahip yerli oyuncuların başında geliyordu.
Savunma özellikleri ve gelişim potansiyeliyle üst düzey bir stoper olabileceğine dair önemli işaretler taşıyordu.
Ancak bugün geldiği noktada Taha’nın performansı, bu beklentilerin oldukça gerisinde.
Sakatlıklar nedeniyle bu sezon önemli bir fırsat yakaladı. Takımın yaşadığı eksikler, onun düzenli şekilde forma giymesini ve maçlara ilk 11’de başlamasını sağladı. Bu durum, kariyer gelişimi açısından önemli bir avantaja dönüşebilirdi.
Fakat Taha’nın sahadaki performansı, kendisinden beklenen seviyeyi yansıtmıyor.
Elbette oyuncunun mücadele etmesi, formasını terletmesi ve elinden geleni yapmaya çalışması tartışma konusu değil. Ancak profesyonel futbolda yalnızca çaba göstermek yeterli değil. Oyuncunun sahaya koyduğu performansın da sahip olduğu potansiyelle örtüşmesi gerekiyor.
Taha Altıkardeş’i sıradan bir futbolcu olarak değerlendirmiyorum. Çünkü onun çok daha üst düzey bir stoper olabilecek kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle mevcut performansı yalnızca Göztepe açısından değil, oyuncunun kariyeri açısından da hayal kırıklığı yaratıyor.
Taha’nın yeniden gelişim ivmesi yakalaması, hem kendi kariyeri hem de Göztepe’nin savunma performansı açısından büyük önem taşıyor.
Akonnor: Profilinin Gerektirdiği Özellikleri Göstermeye Başladı
Akonnor, Göztepe’nin kendi pozisyonunda yaşanan değişimin ardından farklı bir oyuncu profiliyle takıma dahil olan isimlerden biri.
Kendisinden önce o mevkide oynayan oyuncularla profil açısından önemli farklılıklar taşıyor. Akonnor’un takıma uyum sağladıktan sonra ofansif anlamda önemli katkılar verebileceği çok açık ancak savunma anlamında kendini çok daha fazla geliştirmeli .
Özellikle son birkaç haftada, kendi profilinin sahaya yansıtması gereken özellikleri daha fazla göstermeye başladı. Yapmaya çalıştıkları olumlu sinyaller veriyor.
Ancak burada asıl mesele, bu özellikleri göstermeye devam edip etmeyeceği.
Akonnor’un oyun içerisindeki katkısını artırması, denemelerindeki başarı oranını yükseltmesi ve sahip olduğu profili daha istikrarlı şekilde sahaya yansıtması gerekiyor. Bu konudaki gelişimini önümüzdeki süreçte daha net değerlendirebileceğiz.
Matos: Kart Problemi Takım İçin Risk Oluşturuyor
Matos’un her maça cebinde sarı kart ile başlaması, Göztepe adına önemli bir problem.
Bir oyuncunun karşılaşmaların büyük bölümünde kartla oynaması, savunma ve mücadele anlamında hareket alanını daraltabiliyor. Özellikle 90 dakikayı tamamlamanın zorlaştığı bu durum, teknik heyetin maç içerisindeki seçeneklerini de azaltıyor.
Üstelik Göztepe kadrosunda Matos’un doğrudan alternatifi olarak değerlendirilebilecek bir oyuncu bulunmuyor. Miroshi belirli ölçülerde bu role eşlik edebilir ancak Matos’un birebir muadili olduğunu söylemek mümkün değil.
Bu nedenle Matos’un kart konusundaki davranışlarını daha dengeli hale getirmesi gerekiyor. Takımın ona duyduğu ihtiyaç düşünüldüğünde, maç içerisinde kendisini daha kontrollü kullanması önemli.
Sinclair: Forma Süresinin Etkisi
Sinclair’in forma süresi, Juan’ın takımda kalmasıyla birlikte önemli ölçüde azaldı.
Bu durum, oyuncunun performansını değerlendirmeyi de zorlaştırıyor. Düzenli süre alamayan bir futbolcudan istikrarlı bir performans beklemek kolay değil.
Dolayısıyla Sinclair hakkında daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için önümüzdeki dönemde alacağı süreleri ve bu süreleri nasıl kullanacağını görmek gerekiyor.
Henrique: Transfer Sonrası En Büyük Hayal Kırıklıklarından Biri
Kaleci performansının ardından Göztepe’de bu sezonun en büyük hayal kırıklıklarından birini Henrique oluşturuyor.
Ancak Henrique’nin oyun tarzıyla Göztepe’nin oyun anlayışı arasındaki fark, transfer sürecinde de tartışılabilecek bir konuydu. Yusuf abinin yayınlarda da ifade ettiği üzere, oyuncunun oynamaya alışık olduğu futbol ile Göztepe’nin sahada uygulamak istediği oyun arasında belirgin farklılıklar bulunuyor.
Bu nedenle Henrique’nin takıma uyum sürecinde zorlanması şaşırtıcı değil.
Göztepe’nin oyun anlayışı, oyuncudan belirli fiziksel ve taktiksel gereklilikleri yerine getirmesini bekliyor. Henrique’nin ise kendi alışkanlıklarını bu oyun yapısına adapte etmesi gerekiyor.
Bu adaptasyon gerçekleşebilir mi? Elbette mümkün.
Ancak bunun için zaman ve istikrarlı bir gelişim süreci gerekiyor. Henrique’nin performansını artırabilmesi, yalnızca bireysel yetenekleriyle değil, takımın oyun yapısına ne ölçüde uyum sağlayabildiğiyle de bağlantılı olacak.
Antunes ve Efkan: Süreklilik Sorunu
Antunes’in yaşadığı sakatlık sonrasında yeniden ilk 11’e yerleşememesi, Göztepe’nin hücum rotasyonundaki sorunlardan biri.
Sakatlık sonrası oyuncunun eski seviyesine dönmesi zaman alabilir. Ancak Antunes’in yeniden düzenli süre alması, takımın hücum seçeneklerini artırması açısından önemli.
Efkan ise zaman zaman forma şansı buluyor. Fakat aldığı kısa sürelerde fiziksel açıdan beklenen seviyede bir görüntü ortaya koyamadı.
Efkan, Göztepe’nin en efektif oyuncularından biri. Özellikle beklenmeyen anlarda çektiği şutlarla ve bireysel üretkenliğiyle takımına ekstra katkı sağlayabilecek bir profile sahip.
Ancak bu özelliklerini sahaya daha fazla yansıtabilmesi için fiziksel açıdan da kendisini geliştirmesi gerekiyor. Dışarıdan görünen tablo, Efkan’ın henüz istenen fiziksel seviyeye ulaşamadığı yönünde.
Juan ve Anderson: Beklenen Performans Çizgisinde
Juan ve Anderson açısından ise diğer oyunculardaki kadar büyük bir soru işareti bulunmuyor.
Her iki oyuncu da genel olarak kendilerinden beklenen performans çizgisinde ilerliyor. Takımın yaşadığı sorunların tamamını bu oyuncuların performansları üzerinden açıklamak mümkün değil.
Ancak Göztepe’nin genel seviyesini yukarı taşıyabilmesi için yalnızca belirli oyuncuların değil, tüm kadronun istikrarlı bir şekilde katkı vermesi gerekiyor.
Göztepe’nin En Büyük Sorunu: Yerli Oyuncu Kalitesi
Göztepe’nin mevcut kadrosunda en fazla üzerinde durulması gereken konulardan biri, yerli oyuncu kalitesi.
Bu sezon Bekir Böke ve Gökdeniz’in takıma katılmasıyla birlikte yerli oyuncu rotasyonunda yeni hamleler yapıldı. Altyapıdan Ege’nin takıma dahil olması da önemli bir gelişmeydi.
Ege’nin forma giymesi, Göztepe altyapısı açısından değerli. Ancak oyuncunun kendisini beklenenden çok daha zorlu bir sürecin içerisinde bulduğunu da kabul etmek gerekiyor.
Birdenbire ilk 11’de forma giymek, özellikle zorlu karşılaşmalarda sürekli sahada kalmak, genç bir oyuncu için kolay değil. Fakat futbolda bazen şartlar oyuncuları böyle fırsatlarla karşı karşıya bırakır. Bu fırsatlar doğru değerlendirildiğinde oyuncunun gelişimine önemli katkılar sağlayabilir.
Ege şu ana kadar doğrudan ilk 11 oyuncusu olacağına dair güçlü bir görüntü vermedi. Ancak bu olamayacağı anlamına gelmiyor. Zaman içerisinde gelişebileceğini gösteren bazı özelliklere sahip.
Burada temel mesele, Ege’den kısa vadede ne beklenmesi gerektiği.
Genç bir oyuncuya zaman tanımak gerekir. Bu, futbolun doğal bir parçası. Ancak Göztepe’nin yalnızca genç oyuncuların gelişimine güvenerek sezon planlaması yapması da yeterli değil.
Asıl sorun, kulübün genel olarak yerli oyuncu konusunda fırsatları değerlendirememesi.
Yerli oyuncu piyasasının pahalı olduğu doğru. Bonservis bedelleri, maaşlar ve rekabet koşulları, kulüplerin bu alanda hareket etmesini zorlaştırabiliyor.
Ancak bu durum, yerli oyuncu transferinde tüm fırsatların göz ardı edilmesini gerektirmiyor.
Bugün alt liglerde, alt yaş kategorilerinde, sözleşmesi sona eren oyuncular arasında ve Avrupa’da yaşayan gurbetçi futbolcular üzerinden çeşitli fırsatlar ortaya çıkabiliyor.
Önemli olan, bu fırsatlar karşısında kulübün ne kadar hazırlıklı olduğu ve değerlendirme konusunda ne kadar istekli davrandığı.
Göztepe’nin sakatlık ve cezalı oyuncu sorunlarıyla karşılaştığı dönemlerde yerli oyuncu rotasyonuna duyduğu ihtiyaç daha da belirginleşiyor.
Çünkü yerli oyuncular, kadro planlamasında teknik heyete önemli esneklik sağlayabilir. Özellikle aynı haftalarda birden fazla sakatlık ve ceza durumunun yaşandığı bir takımda, yeterli sayıda alternatif oyuncuya sahip olmak zorunluluk haline geliyor.
Göztepe’nin uzun süredir üç stoperli bir oyun düzeniyle mücadele ettiği düşünülürse, yedek kulübesindeki oyuncu sayısının ve niteliğinin önemi daha iyi anlaşılabilir.
Beş yedek oyuncuyla sahaya çıkmak ve bu oyuncuların önemli bir bölümünü yeterli seviyede değerlendirememek, Süper Lig hedefleri bulunan bir takım için kabul edilmesi zor bir durum.
Göztepe’nin yerli oyuncu konusunda daha fazla inisiyatif alması, daha gerçekçi bir transfer planlaması yapması ve kadro derinliğini güçlendirmesi gerekiyor.
Bu konu yalnızca mevcut sezonun değil, kulübün uzun vadeli planlamasının da önemli bir parçası.
Milli Ara: Yönetim ve Stoilov İçin Çalışma Zamanı
Göztepe’nin önünde uzun bir milli ara bulunuyor.
Bu arayı yalnızca oyuncuların dinlenmesi veya sakatlıkların iyileşmesi açısından değerlendirmemek gerekiyor. Yönetim ve Stoilov açısından bu süreç, geride kalan altı haftanın muhasebesini yapmak için önemli bir fırsat.
Yönetimin transfer döneminde yaptığı tercihleri, teknik heyetin oyun planını ve oyuncuların performanslarını detaylı şekilde değerlendirmesi gerekiyor.
Geride kalan altı haftada hangi kararların doğru, hangi kararların eksik veya hatalı olduğunu belirlemek, bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğini doğrudan etkileyecek.
Stoilov’un saha içerisindeki sorunlara çözüm üretmesi, rotasyonu daha verimli kullanması ve takımın kırılganlığını azaltması gerekiyor.
Yönetimin ise yalnızca ilk 11’e değil, yedek kulübesine ve özellikle yerli oyuncu rotasyonuna yönelik çalışmalar yapması şart.
Göztepe yönetimi ve teknik heyetinin mevcut durumunu bir öğrenciye benzetmek gerekirse; Önümüzde potansiyeli olan, geçmişte başarılı sonuçlar elde etmiş. Bazı sorulara çalışmış ancak sınavda karşısına beklemediği yerden çıkan sorulara hazırlıksız yakalanmış ve bu nedenle beklenenden çok daha düşük bir sonuç almış bir öğrenci var.
Şimdi önünde bir fırsat var: Ödevinin başına oturmak, eksiklerini belirlemek ve dersini çalışmak.
Göztepe’nin de milli arayı tam olarak böyle değerlendirmesi gerekiyor.
Yönetim, transfer planlamasındaki eksiklerini gidermek için çalışmalı. Stoilov, saha içerisindeki sorunları çözmek için yeni yöntemler geliştirmeli. Oyuncular ise bireysel performanslarını yükseltmek ve takımın seviyesini yukarı taşımak için sorumluluk almalı.
Çünkü Göztepe’nin bu şekilde devam etmeyeceğine dair umut var. Sakat oyuncuların dönmesiyle takımın çehresinin değişmesi, oyun seviyesinin yükselmesi ve puan tablosunda yukarıya doğru bir hareketlenme yaşanması mümkün.
Ancak bunun gerçekleşmesi yalnızca sakat oyuncuların dönüşüne bağlı olmamalı.
Göztepe’nin mevcut sorunlarını görmesi, bu sorunlara çözüm üretmesi ve gerekli değişimleri yapması gerekiyor.
Altı haftalık süreçte alınan üç puan, bu takımın gerçek potansiyelini yansıtmıyor olabilir. Fakat potansiyelin sahaya yansıtılabilmesi için artık yalnızca konuşmak değil, çalışmak gerekiyor.
Göztepe’nin önünde uzun bir sezon var. Bu sezonun nasıl şekilleneceği, milli arada yapılacak değerlendirmelerin ve sonrasında atılacak adımların ne kadar doğru olacağıyla yakından ilişkili.
Başarılı olmak için hâlâ zaman var. Ancak o zamanın doğru kullanılması gerekiyor.















