▶ Maçdergi
Maçdergi

Sporu Bizden Oku

Süper LigSüper Lig1. Lig1. Lig2. Lig2. Lig3. Lig3. LigTürkiye KupasıTürkiye KupasıPremier LigPremier LigLa LigaLa LigaSerie ASerie ABundesligaBundesligaLigue 1Ligue 1Şampiyonlar LigiŞampiyonlar LigiAvrupa LigiAvrupa LigiKonferans LigiKonferans Ligi

Göztepe Kazandı Ama Sorular Bitmedi!

4-0’lık galibiyetin gösterdikleri, değişen hücum anlayışı ve çözüm bekleyen savunma sorunları…

Ligin ilk 6 haftasını 3 beraberlik ve 3 mağlubiyetle geçen Göztepe, üç haftalık milli aranın ardından Eyüpspor karşısına yalnızca galibiyet için değil, yeniden özgüven kazanmak için çıktı. Savunmadaki sakatların dönüşüyle daha dirençli, hücumdaki gelişimini ise skora yansıtabilen bir takım görmeyi bekliyorduk.

Eyüpspor maçını biraz da “sarhoşla kavga etmek” şeklinde tanımlayabiliriz. Kaybederseniz büyük olay olur, kazanırsanız da fazla anlam yüklenmez. Ancak Göztepe’nin mevcut durumu düşünüldüğünde rakipten bağımsız olarak bu galibiyete ihtiyacı vardı. Takımın derin bir nefes alması, özgüven kazanması ve yeniden yaşam belirtisi göstermesi gerekiyordu.

İdeal 11’e Yakın Bir Göztepe

İlk 11 açıklandığında Noah Sonko’nun dönüşü sevindirirken Godoi’nin sakatlık riski nedeniyle kadroya alınmaması moralleri biraz bozdu. Buna rağmen Taha-Sonko-Bokele savunma hattı mevcut seçenekler içerisindeki en ideal yapıydı.

Kanatlarda Arda Okan ve Akonnor’un, merkezde rolü giderek belirginleşen Rhaldney’in bulunması önemliydi. Miroshi’nin Matos’a tercih edilmesi, Antunes’in formasına kavuşması ve Juan-Janderson ikilisinin hücum hattında yer almasıyla sahada ideal 11’e oldukça yakın bir Göztepe vardı.

Değişimin Anahtarı: İki Kanadı da Kullanabilmek

Maçın ilk beş dakikasında alıştığımız uzun top oyunundan farklı bir Göztepe izledik. Topa sahip olan, sabırla paslaşan, rakibi geniş alana yayarak merkezde ve çizgide boş oyuncuyu bulan bir takım vardı.

Bu değişimin temelinde özellikle Akonnor ve Arda Okan’ın aynı anda sahada bulunması yatıyor.

Geçen sezon Cherni-Arda Okan ikilisiyle oynayan Göztepe, hücum çıkışlarını büyük ölçüde sağ kanada yüklemişti. Cherni’nin savunma disiplini ve orta kalitesi değerliydi ancak birebirde adam eksiltme ve çizgiye fiziksel üstünlük koyma konusunda sınırlıydı. Rakipler de merkezi ve sağ kanadı kapatarak Göztepe’yi Cherni üzerinden ortalara yönlendirebiliyordu.

Akonnor’un gelişi bu denklemi değiştirdi.

Savunmada, özellikle hava toplarında belirgin eksikleri olsa da fiziksel gücü, patlayıcılığı ve birebirde rakibini geçebilmesiyle Arda Okan’a benzer bir hücum tehdidi yaratıyor. Akonnor daha güçlü ve patlayıcı, Arda Okan ise teknik becerileri daha gelişmiş bir oyuncu.

Artık rakipler Göztepe’nin tek kanadını kapatarak savunma yapamıyor. İki çizgide de tehdit bulunması savunma genişliğini artırırken merkezdeki oyunculara daha fazla pas alanı açıyor. Göztepe’nin pas oyunundaki gelişiminin temel nedenlerinden biri tam olarak bu.

Nitekim Akonnor’un çizgide topla buluştuğu ve Arda Okan’ın ceza sahasına girerek gol pozisyonu bulduğu sekans, görmek istediğimiz hücum çeşitliliğinin güzel bir örneğiydi.

Henrique İçin de Yeni Bir Fırsat

Burada Henrique’ye ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Henrique kötü ya da yeteneksiz bir oyuncu değil; yalnızca Stoilov’un alışılmış, doğrudan hücuma dayalı oyununda özelliklerini yeterince gösteremeyen bir profil.

Merkezde boşlukların oluştuğu, kanat beklerin çizgiye inerek servis yapabildiği bu yeni düzende Henrique’nin daha verimli olabileceğini düşünüyorum. Eyüpspor karşısında dikkatsiz bir performans sergileyen Janderson’un ardından oyuna girerek gol bulması da önemliydi. Göztepe’nin uzun süredir ihtiyaç duyduğu kulübeden skor katkısı açısından değerli bir gelişme.

Neden Yeniden Eski Oyuna Döndük?

Maçın başında gelen penaltı ve rakibin kırmızı kart görmesiyle Göztepe kontrolü eline aldı. Ancak 25-30. dakikalardan itibaren eski alışkanlıklar yeniden ortaya çıktı.

Topu rakibe bırakan, savunmada alan dolduran ve kazandığı toplarla hızlı geçiş arayan Göztepe’ye döndük.

Açıkçası bu tercihi doğru bulmuyorum. Skor, momentum ve oyuncu sayısı bakımından üstün olduğunuz bir karşılaşmada oyunu rakibe bırakmanın gereği yoktu.

Üstelik topun rakipte olduğu bölümlerde savunma yerleşimini korumak, baskı yapmak ve geri koşmak önemli bir fiziksel yük oluşturuyor. Göztepe topa sahip olarak hem oyunun temposunu kontrol edebilir hem de rakibini daha fazla koşturabilirdi.

Bu sezon Samsunspor ve Alanyaspor deplasmanlarında öne geçilmesine rağmen yaşanan puan kayıplarında da benzer tercihlerin etkili olduğunu düşünüyorum. Aynı anlayışın yeniden ortaya çıkması, teknik ekibin bu konuda henüz farklı bir çözüm üretmediğini düşündürüyor.

Asıl Sorun: Artık Eskisi Kadar İyi Pres Yapamıyoruz

4-0’lık galibiyete rağmen beni en fazla rahatsız eden konu yine baskı organizasyonu ve bireysel mücadelelerde rakibin oyununu bozmakta yaşanan güçlüklerdi.

Stoilov’un oyun kimliğinde pres, top kazanma ve hızlı geçişler merkezi öneme sahip. Yardımcı antrenörün baskı anlarında sayaç kullanması bile bu organizasyona verilen önemi gösteriyor.

Göztepe’nin baskı düzeninde forvetler rakip stoperlerle eşleşiyor veya üçlü savunmanın arasına yerleşiyor. Kanat bekler rakibin çizgi oyuncularını kontrol ederken merkez oyuncuları birebir baskıya çıkıyor. Amaç, rakibi ikinci bölgede karşılayıp alanı daraltarak top kazanmak.

Ancak rakipler artık bu düzenin zayıflıklarını daha iyi kullanıyor.

Geniş yerleşerek Göztepe’nin savunma bloklarını açıyor, merkezde oluşturdukları pas istasyonlarıyla birkaç pas üzerinden baskıyı kırabiliyorlar. Özellikle merkezdeki oyuncuların rakip pas bağlantılarına reaksiyon vermekte gecikmesi, presin bütünlüğünü bozuyor.

Eyüpspor karşısında da benzer görüntüler vardı. Hatta ikinci yarının başında rakibin birkaç pasla baskıyı kırdığı pozisyonun ardından Stoilov’un memnuniyetsizliği yüzünden okunuyordu.

Göztepe’nin pres kalitesi önceki sezonların gerisinde ve artık savunma şablonunun güncellenmesi gerekiyor. Ligin ilk haftalarında yaşanan savunma kırılganlığının temelinde de bu sorunun önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.

Bu maçta Arda Okan’ın baskı sırasındaki konumlanması da dikkat çekiciydi. Tekrar izlenip ayrıca değerlendirilmesi gereken bir ayrıntı.

Bir diğer eleştirim ise fark açıldıktan sonra düşen savunma konsantrasyonuna. Özellikle kaleciden gelen uzun topun sektirilerek rakibe çok net bir gol fırsatı verilmesi, skor ne olursa olsun kabul edilebilir değil.

Ocak Ayında Doğru Hamleler Şart

Sezon başındaki transfer planlamasının yeterli olmadığını düşünüyorum. Kaleci transferinde alınan risk karşılık bulmadı. Stoper hattı hem sayı hem kalite bakımından eksik kaldı. Merkeze doğrudan seviye yükseltecek bir oyuncu beklerken kalitesi tartışılmayacak ancak sakatlık geçmişi nedeniyle istikrarlı katkısı soru işareti taşıyan bir isim geldi ve henüz denkleme dahil olamadı.

Oysa değişen oyun yapısının potansiyeli oldukça yüksek.

Taha’nın Eyüpspor karşısında yaptığı hücum çıkışlarını daha istikrarlı ve fiziksel üstünlükle gerçekleştirebilen bir sol stoper ile merkezde pas ve dribbling üzerinden rakip hatları aşabilen atletik bir orta saha, takımın seviyesini ciddi biçimde yükseltebilir.

Kaleci ihtiyacını ise ayrıca tartışmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Sonuç: Galibiyet Değerli, Değişim Henüz Tamamlanmadı

Göztepe farklı kazandı, moral buldu ve ihtiyaç duyduğu özgüveni depoladı. İki kanadın aktif kullanıldığı yeni hücum anlayışı, takımın gelişimi açısından oldukça umut verici.

Ancak hücumdaki ilerleme, savunmadaki yapısal sorunları ortadan kaldırmıyor. Özellikle pres organizasyonundaki eksiklikler giderilmeden istikrarlı sonuçlar almak kolay olmayacak. Bu nedenle Ocak ayına kadar hem oyun şablonlarının geliştirilmesi hem de transfer ihtiyaçlarının doğru belirlenmesi gerekiyor.

Şimdi önümüzde Kocaelispor deplasmanı var.

Rakip de bizim gibi savunmada sakatlık sorunları yaşıyor ve kadro kalitesi geçen sezonun gerisinde. Buna rağmen Selçuk İnan’ın takım bütünlüğünü koruyan, kolay dağılmayan ve bana geçen sezonki Göztepe’yi hatırlatan bir yapı oluşturduğunu düşünüyorum.

Dengeli, küçük ayrıntıların ve anlık aksiyonların sonucu belirleyebileceği bir karşılaşma bekliyorum. Göztepe’nin burada en önemli sınavı, hücumdaki gelişimini savunma disipliniyle birleştirebilmek olacak.

Çünkü bir maç kazanmak nefes aldırır; istikrarlı kazanmak ise doğru oyunla mümkün olur.

Görüşmek üzere…

Paylaş: