Göztepe’nin 2025/26 ve 2026/27 sezonlarındaki maç başı ortalamalarını karşılaştırdığımızda ilk bakışta ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Çünkü takımın yaşadığı sonuç problemlerine rağmen hücum üretimi geriye gitmiş değil. Aksine Göztepe daha fazla gol pozisyonuna giriyor, daha yüksek xG üretiyor ve daha fazla gol atıyor.
Asıl değişim top rakibe geçtiğinde ortaya çıkıyor.
Hücum üretimi artıyor
Geçen sezon maç başına 1.20 gol atan Göztepe, bu sezon 1.80 gole yükselmiş durumda. Benzer gelişimi hücumun diğer göstergelerinde de görmek mümkün.
Maç başına xG 1.63’ten 2.18’e, gol pozisyonu 5.54’ten 7.20’ye, şut sayısı 13.09’dan 14.20’ye, kilit pas ise 5.71’den 6.40’a yükselmiş.
Dolayısıyla mevcut tabloyu yalnızca “Göztepe hücum etmekte zorlanıyor” şeklinde açıklamak mümkün görünmüyor. Takım geçen sezona göre daha fazla pozisyon üretiyor ve rakip kaleye daha büyük bir tehdit oluşturuyor.
Fakat problem tam olarak burada başlıyor: Göztepe’nin hücumdaki gelişiminden çok daha büyük bir savunma gerilemesi var.
Rakiplerin üretimi neredeyse iki katına çıktı
Geçen sezon Göztepe rakiplerine maç başına 1.26 xG veriyordu. Bu sezon bu değer 2.27’ye yükseldi.
Yani Göztepe’nin kendi xG üretimi yaklaşık %34 artarken, rakibe verdiği xG yaklaşık %80 arttı.
Şutlarda da benzer bir değişim var. Rakipler geçen sezon maç başına 11.46 şut çekerken bu sezon 17 şuta ulaşıyor. Rakibin isabetli şut ortalaması da 3.91’den 6’ya yükselmiş durumda.
Bunun doğal sonucu skora da yansıyor. Geçen sezon maç başına 0.94 gol yiyen Göztepe, bu sezon 2.60 gol yiyor.
Burada yalnızca kaleci performansına veya bitiricilik varyansına bakmak yanıltıcı olur. Çünkü kaleye gelen şut sayısının yanında rakibin toplam şut ve xG üretiminin de ciddi biçimde artması, problemin daha geride ve daha yapısal olduğunu gösteriyor.
Geçen sezonun en önemli farkı: Pozisyon dengesi
Bana göre iki sezon arasındaki değişimi en iyi anlatan veri xG dengesi.
2025/26 sezonunda Göztepe maç başına 1.63 xG üretirken rakibine 1.26 xG veriyordu. Böylece maçlarını ortalama +0.37 xG avantajıyla oynuyordu.
Bu sezon ise Göztepe 2.18 xG üretmesine rağmen 2.27 xG veriyor. Denge -0.09’a dönmüş durumda.
Daha çarpıcı olan ise değişimin büyüklüğü: Göztepe kendi hücumuna maç başına +0.55 xG eklerken, rakiplerine geçen sezondan +1.01 xG daha fazla vermeye başladı.
Yani hücumdaki gelişim, savunmadaki kaybı karşılamaya yetmiyor.
Top yine rakipte ama artık kontrol Göztepe’de değil
İki sezonda da Göztepe’nin topa sahip olma oranı %43, rakiplerin ise %57.
Bu önemli. Çünkü takımın temel oyun karakterinde topa sahip olma açısından radikal bir değişiklik bulunmuyor. Göztepe yine topu daha fazla rakibine bırakan bir takım.
Fakat geçen sezon %43 topla oynarken rakibinden daha yüksek xG üreten bir Göztepe vardı. Bu sezon yine %43 topla oynuyor ancak artık rakibi daha fazla şut çekiyor ve daha yüksek xG üretiyor.
Dolayısıyla mesele topa sahip olup olmamak değil, top rakipteyken oyunu ne kadar kontrol edebildiğiniz.
Geçen sezon Göztepe topu rakibe bırakabiliyor fakat rakibin üretimini sınırlandırabiliyordu. Bu sezon aynı tercih, çok daha fazla pozisyon verilen bir yapıya dönüşmüş durumda.
Fiziksel kapasiteden çok organizasyon problemi olabilir
İkili mücadele verileri ise başka bir noktaya dikkat çekiyor. Göztepe geçen sezon maç başına 167.31, bu sezon 160 ikili mücadeleye giriyor ve iki sezonda da kazanma oranı %50.
Hava mücadeleleri 54.49’dan 63.6’ya çıkarken kazanma yüzdesi %48’den %47’ye gerilemiş. Dribbling sayısı ise 21.74’ten 24.8’e yükselmiş.
Bu nedenle mevcut problemi yalnızca “takım fiziksel olarak geriye gitti” şeklinde açıklamak da yeterli değil.
Asıl soru şu olabilir:
Göztepe mücadeleyi nerede, hangi mesafelerde ve nasıl bir takım yerleşimi içerisinde yapıyor?
Ön alan baskısıyla savunma hattının birbirinden kopması, stoperlerin eşleşmelerine yeterince yaklaşamaması veya ikinci topların ardından rakibe alan ve zaman bırakılması durumunda fiziksel mücadele sayıları çok değişmeden savunma etkinliği ciddi biçimde düşebilir.
Bu nedenle rakiplerin 17 şuta ve 2.27 xG’ye ulaşmasının kaynağını bireysel mücadelelerden önce takımın savunma yerleşiminde aramak gerekiyor.
Agresiflikteki değişim de dikkat çekici
Bir başka veri ise fauller.
Göztepe’nin maç başına yaptığı faul 17.43’ten 13.2’ye gerilemiş. Yaklaşık %24’lük bu düşüş tek başına olumlu veya olumsuz olarak yorumlanamaz.
Ancak rakibi bozmayı, ikinci topları toplamayı ve topsuz oyunda agresifliği temel alan bir takım açısından incelenmesi gereken bir değişim.
Özellikle faullerin hangi bölgelerde yapıldığına bakıldığında Göztepe’nin rakip geçişlerini ne kadar erken kesebildiği ve savunma agresifliğinin değişip değişmediği daha net anlaşılabilir.
Hücum büyüdü, savunma daha hızlı geriledi
İki sezon arasındaki farkı tek bir cümleyle özetlemek gerekirse:
Göztepe’nin hücumu büyümüş ancak savunması hücumundan çok daha hızlı gerilemiş durumda.
Geçen sezon daha az pozisyon üreten fakat rakibine de çok az veren bir takım vardı. Bu sezon hücum kapasitesi yükselmiş olsa da maçların iki yönlü hale gelmesi Göztepe’nin en önemli avantajlarından birini ortadan kaldırıyor.
Bu nedenle çözümü yalnızca hücum organizasyonunda veya daha fazla topa sahip olmakta aramak yerine; ön alan baskısı ile savunma hattı arasındaki mesafenin kısaltılması, stoperlerin eşleşme davranışları, ikinci topların savunulması ve rakibin ceza sahasına erişiminin azaltılması öncelikli görünüyor.
Elbette sezonun henüz erken bölümünde olmamız nedeniyle özellikle gol ortalamaları zaman içerisinde normalleşebilir. Ancak rakibin xG’sinin 1.26’dan 2.27’ye, şut sayısının 11.46’dan 17’ye çıkması yalnızca skor şanssızlığıyla açıklanabilecek bir değişim değil.
Göztepe daha fazla üretiyor. Problem üretmekte değil.
Problem, ürettiğinden daha fazlasını rakibine vermeye başlamasında.















