▶ Maçdergi
Maçdergi

Sporu Bizden Oku

Süper LigSüper Lig1. Lig1. Lig2. Lig2. Lig3. Lig3. LigTürkiye KupasıTürkiye KupasıPremier LigPremier LigLa LigaLa LigaSerie ASerie ABundesligaBundesligaLigue 1Ligue 1Şampiyonlar LigiŞampiyonlar LigiAvrupa LigiAvrupa LigiKonferans LigiKonferans Ligi

Kaptana Veda, Göztepe’ye İlk Bakış

Gürsel Aksel’de oynanan Göztepe-Trabzonspor hazırlık karşılaşması, aslında sıradan bir sezon öncesi maçından çok daha fazlasıydı.

Bir tarafta yeni sezona hazırlanan, kadrosunda önemli değişiklikler yaşayan ve oyununu yeniden şekillendirmeye çalışan Göztepe; diğer tarafta ise sarı-kırmızılı formaya yalnızca performansıyla değil, karakteriyle de değer katmış İsmail Köybaşı’nın vedası vardı.

Bu nedenle maça geçmeden önce kaptana hakkını teslim etmek gerekiyor.

Her Şey İçin Teşekkürler Kaptan!

İsmail Köybaşı, Göztepe’ye geldiğinde kariyerinin ilerleyen dönemindeydi. Üstelik fiziksel olarak da tam hazır değildi. Ancak Stanimir Stoilov’un yüksek tempolu ve disiplin isteyen antrenman düzenine gösterdiği uyum, onun adeta futboldaki ikinci baharını başlattı.

Süper Lig’e yükselinen sezondaki performansı, ardından Süper Lig’de tecrübesiyle takıma verdiği katkı önemliydi. Fakat İsmail’i Göztepe açısından değerli yapan yalnızca saha içindeki performansı değildi.

Disiplini, takım içi iletişimi, liderliği ve kulübe gösterdiği aidiyet onu gerçek anlamda “kaptan” yaptı.

Futbolculuk kariyeri sona ermiş olabilir ancak bana göre İsmail Köybaşı ile Göztepe arasındaki hikâye bitmedi. Bundan sonraki kariyerini idari tarafta mı, saha içerisinde mi sürdüreceğini bilmiyorum. Fakat takım ile teknik heyet arasında köprü olabilecek, kulübün değerlerini yeni gelen oyunculara aktarabilecek böyle bir karakterin organizasyon içerisinde tutulmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

Göztepe’nin son yıllarda oluşturmaya çalıştığı yetiştirici kültürün güzel projelerinden birisi neden İsmail Köybaşı olmasın?

Her şey için teşekkürler kaptan!

Peki Yeni Göztepe Ne Vadediyor?

Trabzonspor karşılaşmasını değerlendirirken önce geçtiğimiz sezonun bıraktığı yere bakmak gerekiyor.

Göztepe ligi altıncı sırada tamamladı ve Avrupa fırsatını son haftada kaybetti. Takımın özellikle sezonun belirli bölümlerinde ortaya koyduğu savunma performansı önemliydi. Ancak Romulo-Tijanic-Matsuki gibi oyuncuların ayrılıkları sonrasında 24/25 sezonundaki bağlantı oyunundan, daha fazla geçiş ve direkt hücum üzerine kurulu bir yapıya geçilmişti.

Bu değişimin bazı bedelleri oldu.

Takım özellikle topu kazandıktan sonraki ilk aksiyonda doğru tercihi yapmakta zorlandı. Rakibin kapandığı maçlarda set hücumunda üretkenlik azaldı. Sezon ilerledikçe takım savunmasındaki düşüş de buna eklenince ikinci yarıda Göztepe’nin sorunları daha görünür hale geldi.

İşte yeni sezon öncesinde benim en fazla merak ettiğim konu buydu:

Göztepe aynı oyunu daha kaliteli oyuncularla mı oynayacak, yoksa oyununda da değişime gidecek mi?

Trabzonspor maçı ilk soruya daha yakın bir cevap verdi.

Stoilov’un Ezberleri Devam Ediyor

Göztepe’nin rakibi karşılama şekli değişmemiş.

Takım ilk aşamada rakibini ikinci bölgede karşılıyor, rakibin hazırlık pasları arttıkça baskıyı öne taşıyor ve uygun anda kaleciye kadar giden agresif bir prese dönüşüyor.

Trabzonspor’un geriden pasla çıkmak isteyen yapısı da Göztepe için bu anlamda oldukça iyi bir test oldu.

Ben hazırlık dönemlerinde skor kadar takımın fizik seviyesine ve oyun devamlılığına bakarım. Sezon başında bir takımın maç içerisinde dönem dönem yüksek tempoya çıkıp daha sonra düşmesi doğaldır.

Göztepe ise baskısını ve temposunu karşılaşmanın geneline yaymayı başardı.

Bu, yeni sezon öncesinde belki de maçtan çıkarılabilecek en olumlu sonuçlardan birisi.

Stoilov’un Göztepe’si yine koşacak, yine temas edecek, yine rakibin rahat oynamasına izin vermeyecek. Hatta görünen o ki geçtiğimiz sezondan daha sert bir takım izleyebiliriz.

Hücumdaki temel şablon da çok farklı değil.

Geriden uzun toplar, kazanılmaya çalışılan ikinci toplar, ardından hızlı ve dikine hücumlar… Çizgiye inip yan ortalarla ceza sahasını besleme isteği de devam ediyor.

Yani Göztepe’nin futbol kimliğinde bir devrim yok.

Fakat bazı oyuncu değişiklikleri, aynı oyunun kalitesini ciddi biçimde değiştirebilir. Göztepe yine topa az sahip olan bir takım olabilir ancak topa sahip olduğu dilimleri daha doğru oynayan takım olma adayıdır.

En Büyük Değişim: Alex Matos

Bana göre yeni sezonun en dikkat çekici değişimi Dennis-Alex Matos değişimi.

Matos’u, 8 numara özellikleri taşıyan bir 6 numara ya da daha popüler ifadeyle bir “6,5 numara” olarak tanımlayabiliriz.

Dennis daha fazla savunma karakteri taşıyan, teknik ve hücum tarafında sınırlılıkları bulunan bir oyuncuydu. Matos ise özellikle top kullanımı açısından bambaşka bir profil.

Çevikliği, kısa mesafedeki hızlanması ve topu aldıktan sonra oyunun devamını daha hızlı görebilmesi önemli.

Geçtiğimiz sezon Göztepe’nin en büyük problemlerinden biri topu kazanmak değil, kazandıktan sonra doğru kullanmaktı.

Matos tam olarak burada fark yaratabilir.

Elbette savunma pozisyonunu ne kadar koruyacağı ve agresif oyun içerisinde zaman zaman pozisyon kayıpları yaşayıp yaşamayacağı takip edilmeli. Ancak ilk görüntü itibarıyla Göztepe’nin merkez kalitesini ciddi şekilde yukarı taşıyabilecek bir oyuncu profili var.

Miroshi’nin de sezona oldukça hazır girdiğini düşünüyorum. Matos-Miroshi ikilisi zaman zaman merkezi defansif gösterebilir fakat baskı gücü ve takım savunması açısından Stoilov’un elini oldukça rahatlatacaktır.

Sağ Çizgi Hazır, Sol Çizgi Soru İşareti

Stoilov’un oyununda kanat beklerinin performansı hücum kalitesini doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle Arda Okan’ın Trabzonspor karşısındaki görüntüsünü oldukça değerli buluyorum.

Sezona hazır görünüyor. Birebirde rakip eksiltebiliyor, çizgiyi kullanabiliyor ve hücumun devamında hem pas hem de şut alternatifi yaratabiliyor.

Sağ taraf için iç rahatlatan bir görüntü var.

Sol taraf için aynı şeyi söylemek zor.

İsmail’in ardından Ogün’ün bu bölgede kullanılması bana çok doğal gelmedi. Enerjisiyle katkı vermeye çalışsa da ters ayaklı olması hücum çıkışlarını zorlaştırdı. Cherni’nin oyuna girdikten sonraki performansı da Arda’nın sağ tarafta oluşturduğu sürükleyiciliği sol tarafa taşıyamadı.

Bu nedenle transfer döneminin kalan bölümünde benim önceliklerimden birisi kesinlikle sol kanat bek olurdu.

Göztepe’nin burada Arda’nın diğer taraftaki karşılığını bulması gerekiyor: Çizgiyi bütünüyle kullanabilen, agresif, topu kazandığında hızla hücuma çıkabilen ve gerektiğinde birebirde rakip eksiltebilen bir profil…

Yeni Forvet Hattında Sabır Gereken İsimler Var

Sinclair Armstrong, Juan ile alıştığımız hücum düzeninin devamını sağlayabilecek bir görüntü verdi.

Hatta Juan’a kıyasla fiziksel gücünün daha yüksek olması önemli bir avantaj olabilir. Penaltıyı kazandığı pozisyondaki kısa mesafe patlayıcılığı ve rakibinin müdahalesini önceden sezmesi de olumlu sinyallerdi. Ancak Juan’ın son sezonda başardığı skor liderliğini ne ölçüde taşıyacak, Sinclair özelinde en önemli soru işaret bu görünüyor.

Ancak Sinclair için küçük bir uyarı yapmak gerekiyor: Temas dozunu ayarlamalı.

Fiziksel gücünü kullanmayı seviyor fakat Süper Lig’in faul standardını düşündüğümüzde kontrolsüz temaslar başına iş açabilir. Trabzonspor maçındaki bazı müdahaleleri resmi bir karşılaşmada kartlarla sonuçlanabilirdi.

Andre Henrique için ise biraz daha sabırlı olmak gerektiğini düşünüyorum.

Göztepe’nin Trabzonspor karşısındaki oyun yapısı Henrique’nin özelliklerini öne çıkaracak bir yapı değildi. Topun daha fazla rakipte kaldığı ve fiziksel mücadelenin yükseldiği bölümlerde oyunun içerisinde kayboldu.

Henrique daha fazla topa sahip olunan, pas istasyonu olabileceği ve ceza sahasına daha organize şekilde girilen oyunlarda kendisini gösterebilir. Kısa vadede ise özellikle yan ortalardaki hava topu etkinliğinin katkı vermesini bekliyorum.

Antunes ise sağlıklı kaldığı sürece takımın en özel oyuncularından biri olabilir. Özellikle duran top kalitesi gerçekten çok yüksek. Sorun yeteneği değil, bu yeteneği sezon boyunca sahada tutabilecek fiziksel devamlılığı sağlayıp sağlayamayacağı.

Kalede Rekabet Yeni Başlıyor

Trabzonspor karşısında kaleye ilk olarak Arda geçti ve iyi bir performans gösterdi.

Kaleyi zamanında terk ettiği pozisyon ve Muçi’nin şutundaki kurtarışı olumlu detaylardı.

İkinci yarıda oynayan Luka ise kötü bir gol yedi. Pozisyonda erken ve ezbere yere yatması net bir hataydı. Ancak bir hazırlık maçındaki tek pozisyon üzerinden kalecinin seviyesini tartışmanın doğru olmayacağını düşünüyorum.

Buradaki rekabet daha yeni başlıyor.

Ben transfer sürecinde kalede daha yüksek profilli bir isim bekliyordum. Aynı düşüncem stoper transferi için de geçerli. Buna rağmen Göztepe’nin geçen sezondan çok daha düşük bir kalite seviyesine indiğini de düşünmüyorum.

Şimdilik üç aşağı beş yukarı mevcut seviye korunmuş görünüyor.

Eksikler Nerede?

Göztepe geçen sezon olduğu gibi bu sezon da lige büyük ölçüde hazır bir kadroyla giriyor.

Ancak kadronun tamamlandığını düşünmüyorum.

Stoper rotasyonunda Taha, Godoi, Noah ve Bokele ilk dört seçenek gibi görünüyor. Ege’nin A takım rotasyonuna dahil olması altyapı adına sevindirici. Yine de şartlar oluşursa yerli bir stoper hamlesi rotasyonu rahatlatabilir.

Sol kanat bek ihtiyacından zaten bahsettim.

Asıl önemli bölge ise orta saha.

Dennis’in olası ayrılığı ve Rhaldney ile Musah’ın mevcut plan içerisindeki konumları düşünüldüğünde Matos-Miroshi ikilisinin arkasında ciddi bir rotasyon ihtiyacı oluşuyor. Bu nedenle biri yerli, biri yabancı olmak üzere iki orta saha takviyesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Yabancı oyuncu tercihinde ise mümkünse hücum karakteri yüksek, gerektiğinde Antunes’in bölgesinde 10 numara olarak da kullanılabilecek bir profil kadroya ciddi esneklik kazandırır.

Forvette Sinclair, Henrique ve Janderson var. Juan’ın ayrılık ihtimali bulunuyor. Luiz ve Sabra’nın kiralanması da gündemde olabilir.

Luiz’e ayrı bir parantez açmak isterim. Potansiyel tavanını hâlâ yüksek buluyorum. Fakat final kararlarındaki gecikmeleri ve zaman zaman yaptığı hatalı tercihleri aşabilmesi için düzenli oynaması gerekiyor. Bu nedenle kiralık olarak süre alabileceği bir takıma gitmesi gelişimi açısından daha doğru olabilir.

Juan da ayrılırsa forvete bir ekleme daha yapılması gerektiğini düşünüyorum.

24/25 ile 25/26 Arasında Bir Göztepe

Geçen sezon öncesinde Göztepe’nin topla oynama oranının düşeceğini ve daha direkt hücuma yöneleceğini düşünüyordum. Sezon içerisinde bunun karşılığını gördük.

Bu sezon ise büyük bir oyun değişikliği beklemiyorum.

Stoilov’un temel prensipleri belli.

Yüksek fizik gücü, agresif baskı, ikinci toplar, hızlı geçişler, dikine oyun ve çizgilerin aktif kullanımı yine Göztepe’nin ana silahları olacak.

Fakat önemli bir fark var:

Bu kez top kazanıldıktan sonraki kalite artabilir.

Özellikle Alex Matos gibi oyuncuların eklenmesi, geçtiğimiz sezon çok fazla gördüğümüz “topu kazan ama devamını getireme” problemini azaltabilir.

Bu nedenle yeni sezon Göztepe’sinin oyununu, 24/25 ile 25/26 sezonlarının bir ortalaması gibi görüyorum.

Bir tarafta 24/25’in bağlantı kalitesi, diğer tarafta 25/26’nın direktliği ve fizik gücü…

Göztepe bu iki yapının güçlü taraflarını bir araya getirebilirse, Stoilov’un elinde oldukça rahatsız edici bir takım ortaya çıkabilir.

Trabzonspor karşılaşması kesin hükümler vermek için elbette erken. Sonuçta bu bir hazırlık maçı.

Ama ilk fotoğrafı çekmek için yeterliydi.

Ve o fotoğrafta Göztepe, eksikleri hâlâ bulunan ama fiziksel olarak hazır, ne oynamak istediğini bilen ve bazı yeni oyuncularıyla geçtiğimiz sezonki sorunlarına çözüm üretme ihtimali taşıyan bir takım görüntüsü verdi.

Şimdi mesele, transfer döneminin kalan bölümünde eksik parçaları doğru profillerle tamamlamak.

Gerisini Stoilov’un sahası gösterecek.

Sakatlıksız, başarılarla dolu bir sezon olması dileğiyle…

Paylaş: